Meksika’ya geleli 5 ay olmuştu ve bana verilen sözlerden biri de ailemin geitirilmesiydi. Türkiye’de şartları konuşurken “Ailem olmadan bir yere gitmem.” demiştim. Firma da, ailemi ilk etapta getiremeyeceklerini çünkü Meksika hükümetinin Türkiye’yi üçüncü dünya ülkesi statüsünde kabul ettiğini, bu yüzden izin başvurusunun neticelenmesinin uzun süreceğini dile getirmişlerdi. Söyleyenlere güvendim ve söylediklerine inandım..!!
Kısa bir süre sonra benim Meksika’ya kendisiyle gitmem için ciddi şekilde ön ayak olan ve eskiden kendisine yardımlarımın olduğu arkadaşım, ailesiyle birlikte çıkıp geldi. İlk etapta onların izin işlemleri zamanında çıkmamıştı. Kendisini ailesiyle gelmiş görünce şaşırmadım diyemem. Bana yalan söylemişti. Bu yalanını bir süre sonra yüzüne vurdum. Pişkin çıktı..!!

Ben  buralara geleyim de, sana destek verecek bir arkadaşın olsun diye kendi çıkarın için beni bencilce alet ettin dedim. Bir de üstüne ailemin getirilmesine ön ayak olmadın..!!
İşte şartlar filan değişti yalanlarına saklanmaya çalıştı.

Zamanla moralim düşmeye ve satışlarla ilgili isteğim azalmaya başladı. İlk 3 ay satışlarda ilk sıralarda yer alırken, son sıralara doğru geriledim. Başımızdaki yönetici de, habire neden satışların düştü Ekremciğim, biraz daha gayret et lütfen dediğinde, ailemin ne zaman getireleceğini soruyordum ve net cevap alamıyordum.

 


Günler günleri kovalarken, nasıl olduysa benim Meksika’ya kendisiyle gelmemi ısrar eden arkadaşın, benden daha yüksek maaşla anlaştığını öğrendim. Türkiye’de bu eleman, benim gelmem için yüksek maaş konusunda ısrar etmememi, kısa zaman içinde ayarlama yapılmasını sağlayacağını söylemesine rağmen, kendisinin çok daha yüksek rakamla anlaştığını söylemedi.
Bunu da öğrenince, ciddi papaz oldum.
Konu diğer yöneticilerin araya girmesiyle kapandı.

Ailemi, getiremiyor olmanın sıkıntısı, benim tahammülsüz olmama neden olmaya başladı. Bir gün, evi paylaştığım elemanı evden kovalamıştım. Ben yemek yapmayı bilmediğim için yemeği sen yaparsın, bulaşıkları da ben yıkarım diye en başında anlaşmıştık. Eleman ilerleyen zamanlarda kurnazlıklar yapmaya başladı. Yemek yapmaz oldu. Ben de sesimi çıkartmadım ama bir yandan da bulaşıklar birikmeye başladı. Yıkamıyordum!
Bir akşam bana, hocam bulaşıklar da birikti yıkasan artık dedi. Demeseydi..!!
Sen dedim yemek yapıyor musun? Suratıma ifadesizce baktı. Sen dedim, yemek yapmazsan ben de bulaşık yıkamam. Kalkar kendi bulaşığını kendin yıkarsın.

 

 

Yaaa olur mu öyle şey demesiyle kafasına bir şey fırlatmış oldum. Üzerine de yürürken, kapıdan kaçışı flimlerdeki sahneleri aratmıyordu. O gece başka bir evde kalmış. Ertesi gün iş yerinde konusu oldu. Yönetimdeki arkadaşıma durumu anlatırken odaya atölyenin müdürü girdi. Arkadaştık. Konuyu öğrenince, gel bende kal, tek başıma sıkılıyorum dedi. Evi şehir merkezindeydi. Torpilli gruptandı..!!
Arkadaşın evine taşındım taşınmasına da, bir yatak odası vardı. Yatak cididi genişti gerçi. Askerdeki gibi ortadan sınır koyup öyle yatar olduk.
Ama zaman geçtikçe aslında yerimin salondaki taştan yapılmış sofanın üzerindeki minder olduğunu anladım. Arkadaş haftanın çoklu günlerinde eve kadın getiriyordu. Salonda kulak tıkaçlarını takıp uyurdum. Zaman zaman kendisine eşlik etmemi istese de, o taraklarda bezimin olmadığını öğrenecekti.

Zaman zaman üst yönetim ile gün içerisinde yaptığım görüşmelerde, Türkiye’den hiç bir şekilde kimseye oturma izni verilmediğini söylemişlerdi.
Canım iyice sıkılmıştı.
Yönetimde bulunan arkadaşla sohbet ederken ailemle ilgili sorunumun arttığını ve geri dönebileceğimi söyledim. Kendisi bana yardımcı oldu.
Yazılarımda genelde isim vermem..!
Ama bana yardımcı olan kişileri de tanıtmayı borç bilirim. Uzun yıllar geçse de yapılan iyilikleri unutan bir karakterim yok.
O arkadaş Sergio idi. Üst yönetimde söz sahibiydi. O akşam bana, avukat bul aileni getirt. Bütün masrafları şirkete karşılatacağım dedi.
O günden sonra avukat bulup ailemi getirtme işlemlerine başladım. Avukata durumumu ve şirketteki yöneticilerin bana ailemi getiremeyeceklerini söylediklerini söylediğimde. Böyle bir şey olamaz. Meksika hükümeti aileye çok önem verir. Evli ve çocuğunuz varsa, sizin de çalışma izniniz olmasından dolayı sizin üzerinizden kısa sürede oturma iznini verirler demişti. Ve dediği gibi de oldu. Süreç hızlı işlemeye başladı ve bir ay sonra ailemin oturma izni çıktı.

Yönetime bilgiyi verdim ve başka bir eve çıkacağımı bunun kirasının ödenmesini talep ettim. Lâkin, kira bütçesini öyle az tuttular ki, diğer aileleriyle gelenlerin yarısı bir bütçe verdiler.
Bunun nedenlerinden en önemlisi yalaka bir kişiliğimin olmamasıdır. Politik davranmayı sevmem. Doğruysa sonuna kadar giderim. Dilim de saygı kurallarını aşmayacak şekilde sivridir. Kıvrak zekaya sahip olan birinin söylediği sözleri pek kimse kaldıramaz.
Kitap okuma kültürü olmayanlar çok olduğu için de, söylediklerimi ancak ertesi gün idrak edebiliyorlardı. Bu durum zamanla onlara rahatsızlık veriyordu.
Yapabildikleri en iyi şeyi sergiliyorlardı.
Entrika, dolap çevirme vesaire..!!

Yarı bütçe ile evimizi tuttum.
Eşim ve kızıma kavuşacak sayılı günlerin geri sayımını yapmaya başladım.