Yönetimin odasına çıktığımda, Moris ve yanında daha önce görmediğim biri vardı. Suratlar normaldi. Hal hatır sordu. Ailemi sordu. Sonra konuya giriş yaptı. Şirket sizi böyle güzel bir yere getirdi, masraf etti diye söze başlarken nazikçe araya girdim ve siz beni transfer ettiniz. Ben bir markada çalışıyordum ve siz benimle görüştünüz. Siz bana iş teklif ettiniz. Ben size iş verin bana diye gelmedim. Beni Meksika’ya götürün diye iş başvurusunda bulunmadım dedim. Eveleyip konuyu değiştirdi. Ama bu sefer de daha saçma bir tarafa yöneldi. Biz size ev tuttuk diye başlarken yine sözünü kestim.
Beni transfer ederken evinizi biz kiralayacağız sözünü siz verdiniz. Bunları bana lütufmuş gibi sunmazsanız sevinirim dedim. Diğer çalışanlarınıza nazaran ben biraz daha bilinçliyim sanırım. Onlara anlatabileceğiniz masalları bende denemeyin diye nazikçe uyardım. Tamam o zaman dedi Moris.. Bizim istediğimiz belgelere imza atmak istemiyorsun. Bundan dolayı seninle çalışmaya devam edemeyeceğiz.
 
Sırf bu yüzden dolayı mı diye sordum. Evet dedi. Yani mağaza içi, şirket içi hiçbir uyumsuzluğum yok. Mesai saatlerine harfiyen riayet ediyorum. Satışlarım iyi..!! Diğer çalışanlarla aram iyi ve kimse benden şikayetçi değil. Dedikodum yok..!! Yüz kızartıcı olayım yok..!! Ve sadece bu imzadan dolayı mıdır? Evet dedi. Şirket prosedürü böyle. Bana verdiğiniz bazı sözler şirket prosedürü değil miydi?
Yapamayacağınız sözleri sırf bizi buraya getirmek ve işlerin bir şekilde yürümesi için verdiniz. O sözleri tutmadınız. Bundan zerre kadar da utanmadınız. Bu konuda şirket prosedürünüz ne diyor öğrenebilir miyim lütfen.. Bu konulara girme gibi bir mecburiyetim yok. Size hesap verme gibi bir zorunluluğum da yok. Bu şirket kararıdır ve uyguluyorum diye cevap verebildi. Sizi bu kadar aciz duruma getirmişsem aferin bana dedim ve ayağa kalktım. Kapıya doğru yürürken haklarım nasıl ödenecek diye sordum.
 
Yüzüme baktı. Ne hakları dedi..!! Çalışma kanunlarının içerdiği haklar dedim. Haberinizin ya da bilginizin olmadığını söylemeyin sakın. Yarı sırıtık vaziyette gülümsedi. Bizde çalışma kanunu, çalışma hakkı filan olmaz dedi. Gel bak güzelce ayrılalım. Ailen var. Çocuğun var. Burada kalıp iş hayatını devam ettirebilirsin dedi. “Ailen var. Çocuğun var.” kelimeleri tepemi attırmaya başladı. O ana kadar sakindim. Fakat imalı bir şekilde “Ailen var. Çocuğun var” denildi mi, bende film şeridi kopar..!! Evet dedim. Ben burada kalacağım. Senin de ailen var. Günün belli saatlerinde buraya gelip gidiyorsun. Haklısın. Güzelce ayrılalım. Her iki taraf için de iyi olur deyince, göz bebekleri büyüdü. Tam basit bir tezgahtarvari şekilde, beni tehdit mi ediyorsun diye çıkış yaptı. Yoo dedim. Sen bana neyi ima ediyorsan bende aynısını sana ima ediyorum dedim. Neticede sen de bu şirkette çalışansın ve dışarı çıkınca görevin biter. Herkes eşit olur o zaman… Sana bir maaş tazminat verebiliriz belki diyerek konuyu değiştirdi. Anlamadım dedim.. Bir maaş tazminat dedi. Sadaka mevsimi başlamış haberim yokmuş dedim.
 
Sanırım bu süreç senin bu saçma ve amatörce tutumunla güzellikle sonuçlanmayacak gibi görünüyor. Boşa konuşmaya gerek yok. Beni keyfi işten çıkartamazsın ve bununla ilgili bir süreç vardır ve bunu kullanacağım. Ne yapacaksın diye sordu. Şimdi eve gideceğim. Üstümü değiştirdikten sonra avukat bulup ona danışacağım dedim. Beyaz olan ten bir anda kırmızı oldu. Sen bilirsin dedi. Ben de yönetimle görüşüp ekstra neler yapabiliriz onu öğrenirim dedi. Siz konuşun, üst yönetime sorun dedim ve odadan çıktım.
Merdivenlerden aşağı indiğimde bir Meksikalı satıcı ne oldu kardeşim diye sordu. İşten çıkarıyorlar dedim. Şaşırmadım dedi. Bunlar köle çalıştırdıklarını sanıyorlar dedi. Neye ihtiyacın var diye sordu. Aklıma ilk gelen, iyi bir avukat dedim. Hemen sana buluyorum dedi. Kapı eşiğinde konuşuyorduk ve bu yardımı beklemiyordum. Şaşırdım ve geçiştirmek için mi söyledi diye yüzüne biraz daha dikkatli bakıp, tanıdığın var mı diye sordum. Her Meksikalı hakkını korur ve bir avukat tanır dedi gülümseyerek. Cep numaranı ver bana, akşam seni ararım dedi. Teşekkür ettim.
 

 

 

Kafam duman olmuştu. Salona girdim. Bir iki dakika ayakta durup içeriye baktım. Türk satışçılar oturuyor sohbet ediyorlardı. Meksikalılar da öyle. Beni görünce meraklı bakışlarla yanıma geldiler. Ne oldu diye sordular. Kağıdı imzalamadığım için işten çıkarıyorlar dedim. Meksikalılar şaşırdı. Sadece bundan dolayı mı diye sordular. Sadece bundan dolayı dedim. Kızdılar. Ama senin ailen var ve onlar seni ülkenden alıp buraya getirdiler, nasıl böyle bir şey yapabilirler, buna hakları yok diye söylendiler.
Meksikalıların verdiği tepkiyi Türkler vermemişti. Bir ikisi hariç!
Türkler ne zaman Türkiye’ye döneceksin diye sordular. Meksikalılar nasıl yardımcı olabiliriz diye…
Düşünmem ve plan yapmam gerek dedim ve müsaade isteyip oradan ayrıldım.

Eve yürümeye başladım. Hava sıcak ve güneş tepemdeydi. Kösele ayakkabılar, kumaş pantalonla yanıyordum. Yürüdükçe terlemem arttı. Yol uzundu. Otobanın kenarında yürüyen bir insan! Yabancı memlekette işsiz kalmış bir insan. Bu kadar kolaydı. Çalışanı köleleştirme çabası nedendir?
Kafamda binlerce soru, plân derken evin önüne geldim. E şimdi ben eşime ne diyeceğim..??
Nasıl diyeceğim..??
Türkiye’den daha yeni geldi. Evin eşyalarını dağıtıp geldi.
Herşeyi kapatıp geldik. Ben nasıl diyeceğim..??
Kapı girişinde eşiğe oturdum. Bir sigara yaktım. Güneş tepemde. Terliyor olmamın önemi kalmamıştı. Yerler beyaz çakıl taşları. Gözümü alıyorlar. Güneş gözlüğünü mağazada unuttum. Mağazada unuttuğum başka neler vardı? Onları tekrar gidip alabilir miydim?
Ne kadar önemsiz konuları düşünüyorum. Daha doğrusu önemsizleri düşünmek istiyorum. Asıl büyük olan konu bana çok ağır geliyor. Önce eşime nasıl söyleyeceğim ve sonrasında ne yapacağım..??
Ayağa kalktım ve kapıya doğru ilerledim. Kızım 2.5 yaşında..!!

Kapıyı çaldım. Eşim açtı. Kızım salonda bebekleriyle oyun oynuyor. Eşim bu saatte gelmeme şaşırmış vaziyetteyken, kızım “babasııı” diye bana koştu. Kucağıma aldım. Biraz terliyim dedim. Eşim bir şeylerin ters gittiğini sezinlemişti. Ona işteki konulardan bahsetmemiştim.
Salona geçtim. Oradan yatak odasına. Üstümü değiştirdim. Eşim neden erken geldin dedi. Anlatırım dedim.
Duş aldım. Ve eşime detaylıca her şeyi anlattım. Moraller çöktü!
Evden de çıkartacaklar dedi. Evet dedim. Türkiye’ye dönsek eşyaları dağıttık. Nasıl yaparız diye mırıldandı.
Allah büyük dedim!

Bir şey yemeden erkenden yattım uyudum. Çok yorgundum. Taa ki ertesi sabaha kadar.
Sabah kalktım. Eşim uyuyamamış. Kızım tüm masumluğuyla uyuyordu.
Kahvaltı ettim. Telefona baktım. Onlarca cevapsız çağrı sadece bir kişidendi. Sana yardımcı olacağım diyen Meksikalı arkadaştan. Onu aradım. Heeey hermano seni merak ettim, neden telefonlarıma cevap vermedin dedi. Uyudum dedim. Anlıyorum dedi ve avukat tanıdığının bilgilerini verdi. Ben biraz durumundan bahsettim sana yardımcı olacak dedi. Teşekkür ettim.

 

 

Kafam duman olmuştu. Salona girdim. Bir iki dakika ayakta durup içeriye baktım. Türk satışçılar oturuyor sohbet ediyorlardı. Meksikalılar da öyle. Beni görünce meraklı bakışlarla yanıma geldiler. Ne oldu diye sordular. Kağıdı imzalamadığım için işten çıkarıyorlar dedim. Meksikalılar şaşırdı. Sadece bundan dolayı mı diye sordular. Sadece bundan dolayı dedim. Kızdılar. Ama senin ailen var ve onlar seni ülkenden alıp buraya getirdiler. Nasıl böyle bir şey yapabilirler? Buna hakları yok diye söylendiler. Meksikalıların verdiği tepkiyi Türkler vermemişti. Bir ikisi hariç! Türkler ne zaman Türkiye’ye döneceksin diye sordular. Meksikalılar nasıl yardımcı olabiliriz diye… Düşünmem ve plan yapmam gerek dedim ve müsaade isteyip oradan ayrıldım.
 
Eve yürümeye başladım. Hava sıcak ve güneş tepemdeydi. Kösele ayakkabılar, kumaş pantalonla yanıyordum. Yürüdükçe terlemem arttı. Yol uzundu. Otobanın kenarında yürüyen bir insan! Yabancı memlekette işsiz kalmış bir insan. Bu kadar kolaydı. Çalışanı köleleştirme çabası nedendir? Kafamda binlerce soru, plân derken evin önüne geldim. E şimdi ben eşime ne diyeceğim..?? Nasıl diyeceğim..?? Türkiye’den daha yeni geldi. Evin eşyalarını dağıtıp geldi. Herşeyi kapatıp geldik. Ben nasıl diyeceğim..??
Kapı girişinde eşiğe oturdum. Bir sigara yaktım. Güneş tepemde. Terliyor olmamın önemi kalmamıştı. Yerler beyaz çakıl taşları. Gözümü alıyorlar. Güneş gözlüğünü mağazada unuttum. Mağazada unuttuğum başka neler vardı? Onları tekrar gidip alabilir miydim? Ne kadar önemsiz konuları düşünüyorum. Daha doğrusu önemsizleri düşünmek istiyorum. Asıl büyük olan konu bana çok ağır geliyor. Önce eşime nasıl söyleyeceğim ve sonrasında ne yapacağım..?? Ayağa kalktım ve kapıya doğru ilerledim. Kızım 2.5 yaşında..!!
 
Kapıyı çaldım. Eşim açtı. Kızım salonda bebekleriyle oyun oynuyor. Eşim bu saatte gelmeme şaşırmış vaziyetteyken, kızım “babasııı” diye bana koştu. Kucağıma aldım. Biraz terliyim dedim. Eşim bir şeylerin ters gittiğini sezinlemişti. Ona işteki konulardan bahsetmemiştim. Salona geçtim. Oradan yatak odasına. Üstümü değiştirdim. Eşim neden erken geldin dedi. Anlatırım dedim. Duş aldım. Ve eşime detaylıca her şeyi anlattım. Moraller çöktü! Evden de çıkartacaklar dedi. Evet dedim. Türkiye’ye dönsek eşyaları dağıttık. Nasıl yaparız diye mırıldandı. Allah büyük dedim!
 
Bir şey yemeden erkenden yattım uyudum. Çok yorgundum. Taa ki ertesi sabaha kadar. Sabah kalktım. Eşim uyuyamamış. Kızım tüm masumluğuyla uyuyordu. Kahvaltı ettim. Telefona baktım. Onlarca cevapsız çağrı sadece bir kişidendi. Sana yardımcı olacağım diyen Meksikalı arkadaştan. Onu aradım. Heeey hermano seni merak ettim, neden telefonlarıma cevap vermedin dedi. Uyudum dedim. Anlıyorum dedi ve avukat tanıdığının bilgilerini verdi. Ben biraz durumundan bahsettim sana yardımcı olacak dedi. Teşekkür ettim.
 
Avukatı aradım ve randevu aldım. Ofisinde buluştuk. Konuları anlattım ve haklarımın neler olduğunu sordum. Detaylıca anlattı. Lehime birçok durum vardı. Evli ve çocuklu olmam Meksika kanunlarında önemliymiş. Hakkım olan tazminat miktarını ve diğer haklarımın neler olduğunu yazdı. Bunun için de ücret almadı..!! Ofisten çıktığımda kendimi biraz daha güçlü hissettim.
 
Lapis’e gittim. İçeri girdiğimde gören herkes geldi. Ne yapacağımı merak ediyorlardı. Avukattan geliyorum, haklarımı öğrendim dediğimde, Türkler şaşkın şaşkın yüzüme bakıyorlardı. Ben Meksikalılarla sohbet etmeyi tercih ettim. Adamlar yardımcı olmaya çalışıyordu. İçlerinden biri, e şimdi seni ve aileni evden de çıkartır bunlar dedi. Evet çıkartacaklar ama kiralık ev bakmam için bir ay kanuni hakkım varmış dediğimde.. (Meksikalılardan) sorun değil bizde kalırsın diyenler oldu. Bizimkilere döndüm, duyuyorsunuz değil mi dedim. Gözler aşağıya düştü.
 
Üst kata ofise çıktım. Moris odasındaydı. Tekti. Karar verdin mi dedi. Verdim dedim. Avukata gittim ve haklarımı öğrendim. Bana ödemeniz gereken tazminatlar bunlar diyerek kâğıdı önüne koydum. Tam incelemeye başlarken, burada … adet maaş tazminat yazıyor dedi. Bende bilmiyordum, senin sayende öğrendim, öyleymiş dedim. Olmaaazz dedi. Yani..?? Sana iki maaş veririz o kadar. Açık tarihli uçak bileti peki? Onu da sorayım. Neyini soracaksın anlamadım.. Siz getirdiniz ve dönüş biletini vereceksiniz. Bunun sorgusu mu olur? Bir şey diyemem. Peki o zaman sen sor. Hazır olunca ararsın.
 
Eve geldim. Gün boyu çıkmadım. Eşimle plan yapmaya başladık. Ertesi gün avukat aradı. Senin oturma izninin iptali için başvuru yapılmış dedi. Kan beynime sıçradı. Avukat devam etti. Bunun amacı senin bir dava açma yolunu tıkamak için dedi. Meksika’da çalışma ve oturma iznin iptal edilirse, iş hukukuna göre davacı olamıyorsun. Ama bana istifa ya da haklarımı aldım diye kâğıt imzalatmaları gerekmez mi dedim. Evet ama bunu öğrenebileceğini tahmin etmemişlerdir ve onun için süreci başlatmışlar dedi.
Ne yapabiliriz peki?
Burada kalmak istiyor musun? Onun için geldim. Evin eşyalarını dağıttım. Tüm düzenimi burada kuracak şekilde plân yaptım. Şu an için dönmeyi düşünmüyorum. Burada denemek istiyorum. Tamam. Ben sana yardımcı olacağım. Hemen evrak işlemlerini başlatalım. Halen oturma ve çalışma izninin olması avantaj. İptal ettirmek isteseler de, herhangi bir suç işlemediğin ve şuça karışmadığın için araştırma süreci vakit alacaktır. Bu zaman zarfında başvurunu gerçekleştiririz. Çok teşekkür ederim amigo. Sana ve ailene yardım etmek benim için önemli çünkü işyerindeki bütün Meksikalılar seni seviyorlar. Sağolsunlar… Yarın ofisime senden istediğim evraklarla gel. Tamam yarın görüşürüz…