Yıllardır, lokal marka olmanın çok da abartılacak bir şey olmadığını, doğru zamanda şirket açıp da, sermaye gücüyle de iç pazara yayıldığında, lokal marka olmanın kolay bir durum olduğunu söylerim hep. Lokal marka olmak zor bir şey değil..!! Gerçekten de değil…
Kaldı ki, bizim kuyum ve pırlanta sektöründeki lokal markalar da pek lokal marka gibi de değil.

Ama, çok da enteresandır ki, pırlanta/kuyum sektöründeki oyuncular, dünya markalarını pek dikkate almazlar. Önemsemezler..! Bir şeyler öğrenelim, geliştirelim demezler..! Çünkü, ya paralarını kazanıyorlardır.. Ya ihracat şampiyonu oluyorlardır.. Ya da sektördeki kibirden, egodan kaynaklı önemsemezler. Öyle olalım hedefleri yoktur. Ve işte o egolar aşağıdaki fotoğraftaki balon gibi hava kaçırıp bir gün söner..!! Tarih, tekerrürlerle doludur..!

 

 

Şimdi şöyle bir senaryo düşünelim. Belki de o senaryo bir gün gerçek olabilir.. Belli mi olur…?

Kuyum ve pırlanta sektörümüzde marka olduğunu iddia eden markalardan bir tanesinin, İstanbul’da hatırı sayılır, bilinir, dünya markalarının da yer aldığı bir AVM’de mağazası var diyelim. Büyükçe bir mağaza olsun. Dekor için paraya da kıyılmış. Ne de olsa ciddi bir AVM..
Gel zaman, hazır giyimde dünya markası olmuş dev bir marka, bu AVM’de mağaza açma kararı alsın. Ön görüşmeleri yapsın. Bütün imtiyazlarını ve sözleri alsın. Şartlarını kabul ettirsin. Sonra açacağı yeri kendisi belirlesin ve etrafını kapatarak inşaatına başlasın.
Buraya kadar her şey güzel..

 

 

Bu dev markanın AVM’de mağaza açmadan önce, yapılmasını istediği şartlardan biri, arasında 30m mesafe olan ve karşı koridorda yer alan güzide lokal kuyumcu markasının mağazasını oradan taşımasını istemesi olsun..!!
“O mağaza, benim dış cephe görselliğimi bozar.” desin..!!
Vitrinlerinde altın burma bilezikler olan bir mağazadan bahsediyor olsun..!!
AVM üst yönetimi de, aman efendim nasıl olur diyememişler olsun..
Ama, o karşınızda istemediğiniz mağaza, ülkenin güzide markasıdır diyememişler olsun.. Kontratları var diyememişler olsun.. Hatta hiçbirini söylememişler bile olabilir…

 

 

Peki, böyle bir duruma neden düşülür..?

O kuyumcunun bilinir bir prestijli marka olmaması + sattığı ürünlerin sıradan olması + mağaza konseptinin sıradan olması + vitrinlerinin incik bıncık dolu olması gibi, net ve basit gibi görünen ama önemli nedenlerden dolayı böyle aciz bir duruma düşülür..!

Ayda tonlarca altın döndürülmesi işi sadece ticarettir. İhracat rekorları da kırılmış olsa da, biraz boş küme olma durumu vardır.
Yurt dışında satış noktaları ve hatta mağazaları da olmuş olabilir. Ama ne yazık ki, bunlar bir oluşumu marka yapmıyor..!!
Ülkende de marka değilsindir aslında..!!
Konuşulacak, yazılacak o kadar çok şeyler var ki…

Velhasıl..
O dünya devi markası, mücevher sektöründen olmamasına rağmen, hazır giyim devi olmasına rağmen, karşısındaki, sağındaki, solundaki kuyumcu markasını/markalarını ya kapattırır, ya da başka bir yere taşıtır..
Kimse de gıkını çıkartamaz..!!
Global dersler almaya devam edin. Bir sağdan, bir soldan…

Ne de olsa “Çıplak Kralsınız..”